• banner_015.png
  • banner_011.png
  • banner_036.png
  • banner_013.png
  • banner_003.png
  • banner_001.png
  • banner_004.png
  • banner_038.png
  • banner_035.png
  • banner_031.png
  • banner_020.png
  • banner_007.png
  • banner_018.png
  • banner_002.png
  • banner_005.png
  • banner_010.png
  • banner_028.png
  • banner_016.png
  • banner_022.png
  • banner_017.png

Büyük heveslerle başlanan diyet programlarının yarım bırakılmasının kişiye bağlı ve bağlı olmayan psikolojik, fizyolojik ve sosyal olmak üzere birçok sebebi bulunmaktadır. Kişiye bağlı olmayan sebeplerin başında kendine uygun olmayan ve çok katı bir beslenme

programını takip etmesi gelmektedir. Diyet aslında artık anlamının dışında kullanılmaya başlayan bir kelime olarak  bizlerde besinlerden yoksunluk ve mutsuzluk hissi uyandırarak; sadece ‘diyetteyim yada çok sıkı diyet yapıyorum’ cümleleri bile bizi diyetten çıkarmaya yetebilmektedir. Eminin siz de birçok kez kendinizde yada etrafınızdaki insanlarda sadece diyet kelimesinin bile tetikleyici bir güç gibi  hareket ederek  sabah öğlen tüketilen sağlıklı öğünlerin üzerine soluğu fındık ezmesi kavanozunun dibinde almanıza neden olduğunu görmüşsünüzdür. Peki diyet kelimesi biz de neden böyle bir etki yapmaktadır hiç düşündünüz mü? Tamamen yanlış ve zararlı bilgiler yüzünden. Diyet sadece zayıflamak için yapılan bilinçsiz bir besin kısıtlaması değil tam tersine vücudunuzun tam olarak tüm ihtiyaçlarını eksiksiz bir biçimde karşıladığınız ve eksik besin öğesi almamaya çalıştığınız bir dönem olmalıdır. Bu yüzden diyet kelimesi yerine sağlıklı ve dengeli beslenme programı çok doğru bir tabir olacaktır.

‘Sağlıklı ve dengeli  beslenme’ sürecinin sadece geçici bir süre için hayatınıza dahil olduğunu düşünüp kiloları verdikten sonra eski yanlış beslenme alışkanlıklarınıza geri döneceğinizi düşünmek bu süreçte yapılan ikinci büyük hatadır . Belirli bir program dahilinde belirli süre beslenerek kilo vermeyi başarmış kişiler üzerinde yapılan araştırmalarda maalesef % 60 oranında kilo kayıplarının geri alındığı görülmekte; bu durumda bizlerde sağlıklı beslenmenin de  geçici bir çözüm olduğu gibi bir fikir doğurmaktadır. Ancak aynı araştırmalar program sırasında kazandıkları sağlıklı beslenme alışkanlıklarını daha sonrada devam ettirebilen kişilerde kilo kayıplarının gayet rahat muhafaza edilebildiğini de göstermektedir. Yani sağlıklı beslenme programları işe yarar; ancak onları tüm yaşantınıza adapte edebildiğiniz sürece. Ancak geçici bir süre için yapılan ve sağlığımızı tehlikeye atabilecek kadar dengesi ve kısıtlı diyetlerin uygulanabilmesi veya sonrasında verilen kilonun korunabilmesi maalesef imkansızdır. Üstelik bu diyetler hem psikolojimizi ve sağlığımızı bozmakta hem de metabolizmamızın yavaşlayarak daha rahat kilo alır ve zor verir hale gelmemize neden olmaktadır. Katı diyetler uygulamaları çok zor olduklarından terk edilmeye mahkumdurlar. Öyleyse bir beslenme programını yarım bırakmak istemiyorsak öncelikle onun bizim ihtiyaçlarımızı tam olarak karşıladığından emin olmalı ve bize tamamen farklı ve sağlıklı bir beslenme alışkanlığı kazandırmasına dikkat etmeliyiz.
Tüm ihtiyaçlarımızı karşıladığımız gerçekten sağlıklı bir programı bırakma riskimiz yok mudur acaba? Tabiî ki var. İşte bu noktada devreye hormonal dengemiz ve psikolojik durumumuz gibi etmenler devreye girmektedir. Bu durumda yapılan tetkiklerle kilo almanın arkasında yatan aslı sebebin bulunabilmesi çok önemlidir. Örneğin özellikle aç kaldığınızda karbonhidratlı veya tatlı besinler karşı aşırı bir istek duyuyor ve kendinizi onları yemekten alıkoyamıyorsanız bu durum sizin kan şekerinizle ilgili bir problem olabileceğini işaret etmekte ve doğru programın yanında tıbbi bir tedavi ve uygun bir suplemanla desteklenmeniz gerektiğini de ortaya koymaktadır. Kan şekerinizdeki düzensizlikler sizin programınıza uyumunuzu zorlaştırmakta ve daha ilerleyen zamanlarda ise kilo vermenizi de engellemekte, yavaşlatmaktadır. Bu durum sizin programınızda zorlanmamıza üstelik de çok zor sonuç almanıza neden olarak haklı olarak motivasyonunuzu kırarak belki de çok isteyerek başladığınız programınızı yarım bırakmanıza neden olacaktır. Çözüm mü? Aslında o kadar da zor değil basit karbonhidratların yerine iyi ve kompleks karbonhidratları kullanmak ara öğün tüketmek  ve arada bitki çaylarından faydalanmak Nane çayı özellikle iştah kapatıcı özelliği bilinen bitkisel bir olarak kullanılabilir. Kan şekeri düzenlenmesinde mucizevi bir diğer besin ise tarçındır. Yeşil veya bitki çaylarınızın içine atacağınız çubuk tarçınlar hem tatlı ihtiyacınızı baskılayacak hem de diyetinizi terk etmenizi önleyecektir.
Diyet programlarının bırakılmasında tek suçlunun siz olmadığını söylemiştik. Diğer bir suçlu ise yaş, cinsiyet ve daha önce uygulanan dengesiz beslenme programları (tabi burada suç size ait) nedeniyle yavaşlayan metabolizmanızdır. Daha önce programlara çok daha hızlı cevap veren metabolizmanız artık cevapları aksatmaya e doğal olarak da sabrınızı taşırmaya başlamıştır. Beklediğinizi bulamamak sizi isyana sürükler ve ‘ölsün diyetler yaşasın pastalar’ ve merhaba kaybedilen kilolar… bu durumda yapılacak şeyler çok basittir aslında öncelikle günlük besinlerinizi ana ve ara öğünler şeklinde 2 saatlik aralıklarla tüketmek ciddi bir metabolizma ateşleyicisidir. İkinci olarak fiziksel aktiviteyi arttırmak hiç tartışmasız kalori harcamanızı arttıracak ve kilo vermeniz kolaylaştıracaktır. Devem eden programınız sırasında bazı kilolarda ise takıldığınızı görür ve bu durumu yine programı terk etmek için bir bahane olarak kullanırız. Oysa vücudun belirli kilolarda takılı kalması çok normal ve sağlıklı bir süreçtir. Uyguladığımız programa uyum sağlayan metabolizmamız bir süre sonra o programa uyum sağlayarak hızın kesmekte ve kilo vermeniz yavaşlamakta hatta bir süre durmaktadır.   Bilimsel olarak metabolizma arttırıcı etkinlikleri kanıtlanmış besinleri kullanmak bu durumlarda özellikle yardımcı olacaktır. Bu besinler özellikle yeşil çay, kırmızı biber bunlardan en önemlileridir. Bilimsel geçerliliği kanıtlanmış bu bitkiler yavaşlayan metabolizmaları canlandıracak ve programınızı yarım bırakmak bir yana sizi çok daha motive edecektir.
Bazen de her şey yolunda gitmesine rağmen regl dönemleri, iş veya okuldaki stres faktörleri belki de özel yaşamınızda ki aksilikler diyet programlarının yarım bırakılmasına neden olabilmektedir. Bu durumlarda elimizin ilk önce çikolata paketlerine uzanmasını engel olmamız gerekmektedir. Çikolata yerine bir bardak melisa veya yasamin veya sarı kantaron otu çaylarını deneyin sizi ne kadar yatıştıracağına şaşıracaksınız. Bu destek bitkiler sizi rahatlatarak destek olurken kimyasal antidepresanların vücudunuzda oluşturabileceği yan etkilerden de sizi koruyacaktır. Unutmayın mutlu insan kendini sever ve değer verir böylece vücudunu da değerli besinlerle destekler.  
Gıda teknolojisindeki gelişmeler, reklamlar, evde yemek sürelerinin azalması, fiziksel aktivitenin azalması, gıda katkı maddelerinin artması gibi belki de yüzlerce sebep günümüzde beslenme bozukluklarına ve hastalıklara neden olmaktadır. Fazla kilo artık sadece estetik bir sorun değil ciddi bir sağlık problemi olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle sağlık beslenmek sadece keyfi değil bir mecburiyet olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu süreçte sabır olmak ama sorunun sadece iradenizle bağlantılı olmadığını bilmek de çok önemlidir. Yarım kalan her beslenme programı bizi sağlığımızdan daha fazla uzaklaştırmaktadır. Bu sebepten programınızı yarım bırakma sebebinizi tespit edip tedavinizi ona göre düzenlemek çok önemlidir. Bu konuda bir uzmandan yardım alarak önerilerini uygulamak ve biraz da sabırlı ve bilinçli olmak size çok şey kazandıracaktır.   

Sevgiyle Kalın
Sağlıklı Beslenin, Hayatı Yakalayın
Uzman Diyetisyen Ceylan Akiş

 

Geri Dön

 

 

 

 

 

 

 

Hesaplamalar     Besinlerin İçerikleri    Mucize Besinler